O Genç Bir Cazcı ve Parlak Bir Gelecek Onu Bekliyor

27.7.2023

Esra Gürçay: Parlak Bir Gelecek Onu Bekliyor

Yepyeni bir seri ile karşınızda olmaktan dolayı heyecanlıyız! Bu yeni içerik serisinde eski GRJ üyelerini ağırlıyoruz ve onların GaRaJ’la kesişen müzik kariyerlerini konuşuyoruz. Serimizin ilk konuğu geçtiğimiz günlerde IKSV Genç Caz+ yarışmasında finalist olarak 30. İstanbul Caz Festivali’nde sahne alan caz vokalisti Esra Gürçay.


Garaj: Sizin güzel bir Garaj hikayeniz var oradan başlayalım mı? Garaj’la tanışmanız nasıl oldu? İlk grup maceraları nelerdi?

Esra Gürçay: Aslında çok komik bir hikaye. Yıl 2014, 11. sınıfta 15-16 yaşlarındaydım, rock söylüyordum. Evimiz İstanbul’da ama şehir merkezine çok uzak olduğu için çevremde çok insan yoktu. Bir grupta söylemek istiyordum ve internette arama yaparken garaj.org’u buldum. Grup ilanlarına bakmaya başladım. Vokal arayan 5 kişilik bir rock grubu buldum. Biraz yazıştık ve anlaştık. Tünel’de ilk kez prova için buluşmaya gideceğim. Yaşça benden biraz daha büyük 5 erkekten oluşan grupla hayatımda ilk defa provaya gideceğim için anneme durumu söyledim tabii. Annem tedbir amaçlı benimle birlikte gelmek istedi. Bense provaya annemle birlikte gitmek istemediğimden karşı çıktım. Annem böyle olunca bana hiç çaktırmadan prova yaptığımız stüdyonun yanında bir kafeye gidip beklemiş. Prova çıkışı çok komik bir karşılaşmamız olmuştu doğrusu. Böylece Garaj’da bulup tanıştığım ilk grup provama annemle beraber gitmiş olduk.

Honey Mustard diye bir gruptuk. 2-3 ay birlikte provalar yaptık ancak bir yerlerde çalma konusu geldiğinde ben o sırada henüz 18 yaşında olmadığım için grupla yollarımızı ayırmak zorunda kaldık.

               

Garaj: Daha sonra müzik kariyeriniz nasıl gelişti? Garaj’da kurduğunuz arkadaşlıklar size nasıl katkı yaptı?

Esra Gürçay: Devam eden yıllarda Garaj’ın müzik kariyerime çok katkısı oldu. Eğer etrafınızda hali hazırda çok fazla müzisyen yoksa ve hem müzikal tercih hem enstrüman hakimiyetiniz açısından size benzeyen insanlarla tanışmak isterseniz, Garaj gerçekten çok fazla olanak sağlayabiliyor. Bugüne kadar yaptığım birçok projeye Garaj’dan tanıştığım insanlarla başladım ve bir çoğu ile hala görüşüyorum.

Liseyi bitirince üniversite okumak için Amerika’ya gittim. Orada indie rock tarzında bir üniversite grubu ile çaldım. Barlarda ve festivallerde çalıyorduk. Onun dışında çok güzel bir anı olarak, üniversitenin 25 kişilik caz orkestrasıyla söylüyordum, onlarla New York Lincoln Center’da bir parça seslendirme şansımız oldu.

Türkiye’ye dönmeden önce, pandemi sırasında müziğe bir süre ara vermek zorunda kaldım 1.5 yıl kadar bıraktım diyebilirim. Sonra Türkiye’ye dönüşümle tekrar pat diye stüdyoya döndüm ve beni bağlayan şey yine GaRaJ oldu. Çünkü sıfırdan müzik çevremi oluşturmam gerekiyordu ve tam zamanlı olarak evden çalışırken başka müzisyenlerle tanışma fırsatım pek olmuyordu. Yeni müzisyen arkadaşlarla tanıştık, bu sefer caz müziği yapanlarla… Garaj’da tanıştığım gitarist arkadaşım Sercan ile o yurtdışına taşınmadan önce epey bir süre birlikte çaldık, hatta kayıtlar ve videolar çektik. Müzik hayatım için dönüm noktası olan Kadıköy’deki Noasis Jazz Club’ı, Sercan sayesinde keşfettim.

               

Garaj: Rock'tan caza geçiş nasıl oldu?

Esra Gürçay: Bir müzik hocam benim sesimin caza çok daha uygun olduğunu söyledi ve İtalya’da Berklee School of Music’in bir workshop’una katılmamı tavsiye etti. Çok uzun olmayan bir workshop’tu bu, katıldım ve çok faydasını gördüm.

               

Garaj: Sosyal medyadan takip ettiğimizde bir iki ayrı grup hikayesi görüyoruz. Upper Case ve sanki ara ara büyüyüp küçülen temel bir Esra Gürçay Trio var gibi :) Güncel olarak neler yapıyorsunuz?

Esra Gürçay: Upper Case Türkiye’ye döndükten sonra davulcu bir arkadaşım ile birlikte kurduğum 7 kişilik bir gruptu. Funk/R&B/Fusion gibi bir tarz çalıyorduk. Pek çok barda sahne aldık. 4-5 ay aktif çalmanın ardından 7 kişilik bir grubu yönetmek zor olduğundan devam etmedi.

1-1.5 senedir düzenli olarak kendi ismimle, jazz club, restoran, bar gibi çeşitli mekanlarda performans gösteriyorum. 3 Rus arkadaşımla (Peter Shalamov, Simon Shiriaev, Mikhail Pashkov) kurduğum davul, kontrbas ve piyano vokalden oluşan quartetimiz, gitaristimiz Kıvanç Nadir de gelince quintet’e dönüşüyor. Caz standartları çaldığımız için gruba eklenen yeni cazcılarla uyum sağlamak çok kolay oluyor.

               

Garaj: Yakın zamanda İstanbul Caz Festivali’ndeydiniz ve bu quintet ile birlikte sahne aldınız. Performanstan biraz bahseder misiniz? Fırsat nasıl oluştu? Konser nasıldı?

Esra Gürçay: IKSV’nin düzenlediği Genç Caz+ yarışmasına katıldık ve yarışmayı kazanan 6 finalistten biri olduk. Bize festivalde konser verme imkanı verdiler ve bizim şansımıza iki kez çalma fırsatımız oldu. IKSV Caz Festivali kadar büyük ve saygı duyulan bir organizasyonda sahne almak çok çok keyifliydi. Genelde ortalama 30-40 kişilik seyircilere çalmaya alışkınız. Sadece sizi dinlemeye gelmiş büyük bir topluluğa, büyük bir sahnede performans göstermek harikaydı.

Özel bir sahneye çıktığımız için orijinal bir şey olsun istedim ve her zaman her yerde çalınmayan özel parçalardan bir setlist oluşturdum. Vokalistlerin çok sık tercih etmediği, daha çok enstrümantalistlerin çaldığı bazı parçalar ekledim. Mesela Horace Silver, Herbie Hancock, Ahmad Jamal, Joe Henderson gibi enstrümanistlerin parçalarını veya aranjmanlarını çaldık. Bizden sonra çalacak gruplar da en önden izlediler ve keyifle eşlik ettiklerini gördüm.

               

Garaj: İlk görüşmemizde artık diğer işlerinizi bırakıp tam zamanlı olarak caz vokal kariyerine geçtiğinizden bahsetmiştiniz. Öncelikle bu cesur bir karar sanki, kendinize nasıl bir yol çizmeyi planlıyorsunuz?

Esra Gürçay: Evet 3 yıldır bir tech startup’ta çalışıyordum. 24 yaşındayım ve 3 yıl uzun bir süre. Önümüzdeki dönemde yurtdışına taşınma durumum da var. İstanbul’daki kalan süremi en iyi şekilde değerlendirmek istiyorum ve tam zamanlı işimi bırakıp müziğe odaklanmak bana çok doğru bir karar ve doğru bir zamanlama gibi geldi. Ancak önümüzdeki yıllarda ne yapıyor olacağımı kestiremiyorum. Ne zaman istersem tam zamanlı çalışma düzenine dönüş yapabileceğimi biliyorum ve bu ihtimalin olduğunu bilmek bana işimi bırakacak özgüveni verdi. Şimdilik “hayatımın sonuna kadar ana mesleğim olarak müzisyenlik yapacağım” gibi büyük bir iddiam yok.

Profesyonel müzisyen olarak özellikle de Türkiye’de tutunabilmek için iş tecrübenizin de olması gerekiyor ve benim tecrübem çok yardımcı oldu. Çünkü bir grubun veya herhangi bir müzikal girişimin başında olmak, sahne bulmaktan tutun ekip yönetmeye, hesap kitap yapmaktan konseri veya etkinliği koordine etmeye kadar bir iş yönetimi. Kurumsal kariyerimde öğrendiğim, işletmelerle çalışmak, ilişki yönetmek ve pazarlama yapmak gibi pek çok beceriyi müzik kariyerimde fazlasıyla kullanıyorum, hatta kurumsala kıyasla müzisyenlikte daha bile fazla kullanıyorum.


Garaj: Bu satırların okuyucuları sizi nerelerde dinleyebilirler ve en yakın proje nedir?

Esra Gürçay: Yazın haliyle biraz tempo yavaşlıyor. Ağustos sonu Eylül gibi yoğun düzenli bir programa geçiş yapacağım ve bütün konserlerimi sosyal medya hesabım üzerinden duyuruyor olacağım. Eylül ayında Genç Caz+ finalistleriyle oluşturulacak derleme albümün kaydını yapacağız. Bu albüm daha sonra yayınlanacak. Bunun dışında Divine Brasserie & Jazz Club, Gregor Jazz Club gibi düzenli sahne aldığım kulüplerde olacağım, beklerim :)

               

Garaj: Peki eski bir GRJcı olarak yeni mobil uygulamamızı nasıl buldunuz?

Esra Gürçay: Doğrusunu söylemek gerekirse Garaj’ın eski UI’ına kıyasla yeni mobil uygulama gözlerime ilaç gibi geldi. Kullanması ve navige etmesi çok daha kolay, ayrıca görsel olarak her şey çok temiz ve şık duruyor. Haberler ve hikayeler sekmeleri ile siteye yeni fonksiyonlar da eklenmiş. Bunlarla birlikte Garaj’ın daha büyük bir kitleye ulaşacağına inanıyorum.

Garaj: Çok çok teşekkür ediyoruz bu güzel sohbet için ve müzik kariyerinizde her şeyin gönlünüzce olmasını diliyoruz!

Beyaz Garaj logosu
0 850 309 5501
bekci@garaj.org
Tüm hakları saklıdır Garaj Bilgi Teknolojileri 2023