Cem Köksal’ı müziğiyle tanıyan ancak son zamanlarda neler yaptığını takip edememiş olanlar için bu söyleşi biraz şaşırtıcı gelebilir. Çünkü GaRaJ.org olarak çalışmalarını yıllardır yakından takip ettiğimiz, kendisi de eski bir Garaj üyesi olan Cem Köksal, artık kendi geliştirdiği gitar markası Shark Guitars ile dünyaya açılan bir girişimci.
Kendisiyle bundan 10 yıl kadar önce GRJ'ın kanalında söyleşmiştik ve kucağında ilk Shark gitarlardan biriyle bize gitarın özelliklerini aktarmıştı. Ancak Shark Guitars’ın ürün ve şirket olarak (Aslen şirketin adı Shark Instruments) 2025 itibariyle geldiği yer bambaşka. Biz de gitarın ve girişimin geldiği bu yeri anlamak için Cem’in daveti üzerine Antalya’da kurulan fabrikayı ziyarete gittik. Onunla 2003'te el frezeleriyle yaptığı ilk gitardan, dünyanın en kapsamlı gitar fabrikalarından birini kurmaya uzanan yolculuğunu konuştuk. Shark Guitar’ın nasıl bir yenilik olduğunu anlamak için fabrikayı gerçekten yerinde ziyaret etmek gerekiyormuş ve biz size içeriden elimizden geldiğince bu söyleşiyle aktarabilmeye çalıştık. Gitarı merak ederseniz bu fuar demosunu seyrederek kendiniz fikir sahibi olabilirsiniz.
Son olarak bu söyleşiyi sadece bir müzisyen hikayesi olarak değil bir girişim hikayesi olarak okumanızı tavsiye ederiz. Keyifli okumalar!
Garaj - Aydıncan: Shark Guitars nasıl başladı?
Cem Köksal: 2003 yılında, reklamcılık yaptığım dönemde marangoz arkadaşlarımla el frezeleri kullanarak bir gitar yapmıştım. Hem hobi olarak bir şeyler üretmeyi severim, hem de standart gitarlar kullanım olarak içime sinmediği için başladım bu işe. İlk yaptığım gitarı o dönem çıkan ilk albümüm 'Set Me Free!!'nin kayıtlarında kullandım, anısı olsun diye. Sonra yıllar içinde bir iki tane daha yaptım. Giderek kendi gitarlarımı çalmaya başladım ve klasik markaları, Fender vesaire, tamamen bıraktım.
Garaj - Aydıncan: Peki müzik kariyerinin yanında nasıl gelişti bu üretim tutkusu?
Cem Köksal: Aslında hiçbir zaman sadece müzisyen olmak gibi bir hayalim olmadı. Ben müzikle yatıp müzikle kalkayım, öyle bir insan değilim. Hep sanayiyle bir bağım vardı. Biraz daha Leonardo Da Vinci gibi, biraz resim de yapayım, biraz icat yapayım... Sanat-bilim-teknoloji, bunu çok seviyorum. Üretmek muhteşem bir şey. İstersen gözlük üret, istersen otomobil lastiği üret farketmez. Her zaman üretimden çok etkilenmişimdir. Hakikaten bir ülkenin gelişmişlik seviyesini belirleyen şeyler bunlar. Eğer üretebiliyorsan iyisin, yoksa değilsin.
Garaj - Aydıncan: Bu üretim süreci ne zaman profesyonelleşti?
Cem Köksal: 2018'de yazılım şirketimizde ortak olduğum Bahtiyar ve bize destek olmak isteyen üçüncü ortağımız olan Bayram Bey'le bir araya geldik. Bayram Bey emlak sektöründeyken, 'gel seni sanayici yapayım, gitar üretelim' dedim. Onun da heyecanı ve finansal desteğiyle Shark Instruments'ı kurduk. Şirket adını ‘Instruments’ koyduk çünkü sadece gitar değil, başka enstrümanlar da üretme hayalimiz var. Daha doğrusu nereye gideceğini bilemeyiz.
Garaj - Aydıncan: Çalışmalara nasıl başladınız?
Cem Köksal: Koşuyolu'nda 100 metrekarelik bir garajda başladık. Sayısını hatırlamadığım kadar prototip ürettik. O garajdan bu fabrikaya gelene kadar zorlu bir süreçti. Çünkü sonunun nereye varacağını bilmediğin bir şey için defalarca prototip yapıyorsun. Hiçbir yere de varmayabilir, ne olacağını bilmiyorsun. O süreçte en zor olan şey dirayet.
Garaj - Aydıncan: Başlangıçta nasıl bir ürün hedeflemiştiniz? 6 tane patent almışsınız.
Cem Köksal: Bu fikirlerin hiçbiri baştan yoktu aslında. Ben sadece çok iyi gitarlar üretirim diyordum. Sonra 'şunu da mı yapsam', 'dur ya bu tremoloyu şöyle yapmak lazım' diye girdim. Çok zordu, malzeme ve prototipleme süreci zordu. O zaman tremoloyu yapmışken eşikle birlikte çalışsın onu da yapalım dedik. Tuner'ı bu tarafa atalım derken, gitarları taşımak zor düşüncesiyle sap-gövde bağlantısı 'quick change' çıktı. Sonra elektronikleri manyetikleri değiştiriyoruz filan derken ucuna eklene eklene Shark ortaya çıktı. Her bir parça ayrı bir macera oldu bizim için. Parçaları geliştirirken bulduğumuz çözümlerin hepsi patentlik oldu. Dünyanın en modüler gitarlarından birini yapmış olduk.
Garaj - Aydıncan: İlk büyük çıkışınız nasıl oldu?
Cem Köksal: 2023'te 20 tane gitar ürettik, gerçekten kan ter ve gözyaşıyla. Ocak ayında, pandemi sonrası yapılan ilk NAMM fuarına gitmeye karar verdik. Hiçbir iletişimimiz, reklamımız yoktu o zamana kadar. Web sitemizi bile açmamıştık. Sadece 3-4 arkadaş gitarı denemişti. Er meydanı orası, dünyanın en büyük müzik fuarında herkesin olduğu bir yerde daha hiçbir şey duyulmamışken tak diye masaya koyduk, 'bakalım ne olacak' diye.
Garaj - Aydıncan: Nasıl tepkiler aldınız?
Cem Köksal: Çok iyi tepkiler aldık ve dedik ki tamam doğru yoldayız. İki tane tanımlama duyduk sürekli. Birincisi 'You thought of everything' yani 'Her şeyi düşünmüşsünüz.' İkincisi de 'I've never seen anything like that' yani 'Böyle bir şey hiç görmemiştim.' Bu iki cümle bizim yerimize bizi en iyi anlatan şey oldu. Ondan sonra şöyle dedik: 'Bu iş olmuş.' Yani bizim bunu bir üretim bandına çevirmemiz gerekiyor.
Garaj - Aydıncan: Peki üretimi nasıl planladınız? Çünkü sıradan bir gitar üretiminden bahsetmiyoruz...
Cem Köksal: Normalde gitar firmaları ahşapları bir yerden alıyor, metalleri bir yerden alıyor, topluyorlar esasında. Ahşap işçiliği var, boyuyorlar filan. Ama bizim patentlerimizi dışarıda yaptırma şansımız yok. Outsource çok zor, 74 tane metal parçamız var ayrı ayrı. Hepsi son derece hassas parçalar. Genel kabul bu tür işlerin outsource edilmesi olsa da, ben baştan itibaren karşı çıktım. Hepsini içeride kendimiz üreteceğiz dedim.
Garaj - Aydıncan: Bu kadar teknik bir konuda bu özgüven nereden geliyordu?
Cem Köksal: O 6 sene prototip yaparken çok iyi tecrübe kazandık. Bir de benim hızlı öğrenmekle ilgili bir yeteneğim var. Matematik değil ama mekanik. Ya da fizik... Matematiği, soyut konuları hiç sevmem. İçinde çok matematik olmasına rağmen mekaniği çok severim. Şu multitask torna geldi mesela, ben hayatımda böyle bir şey kullanmamıştım, Türkiye'de iki tane var bu makinadan. Bir hafta sonra parçayı işletip çıkartıyordum. Video izliyorum, okuyorum, araştırıyorum, soruyorum. Zaten talaşlı imalatın bir mantığı var, ona bir şekilde hakim olunca hepsi birbirine benziyor. O 6 senede, dışarıdan parça alıp fabrikada birleştirerek hayalimdeki kalitenin tutturulamayacağını anladım.
Garaj - Aydıncan: Antalya'ya taşınma kararı nasıl gelişti?
Cem Köksal: Fuardan sonra bir yatırımcı turu yaptık. Şeyda ve Gökhan San, Neo Portföy ve Nevzat Aydın’ın da içinde olduğu bir yatırımcı grubundan 20m euro değerleme ile 2.5m euro yatırım aldık. Geçen senenin başında bütün ekip olarak Antalya'ya taşındık. 11 ev olarak herkes İstanbul'dan geldi. Şu an kadromuz 25 kişiye ulaştı içeride. Bir ortağım buradaydı, ayrıca yaşaması güzel ve nispeten uygun bir şehir.
Garaj - Aydıncan: Fabrika kurma süreci nasıl gelişti?
Cem Köksal: Fabrikayı kurduk' demek kısa bir cümle ama aslında o ayrı bir dünya ve bir süreç. Makinaların alınması, üretim hattı, üretim bandı tasarımı, robot otomasyonları, boya otomasyonları, stok yönetimi, tedarik zinciri... 2023 yazında geldik ve bütün malzemeyi buraya yığdık ama bir 7-8 ay fabrika boş durdu. Şubat 2024'ten itibaren fabrikayı kurmaya başladık. 2025 Şubat başında da fabrika tüm kapasite üretime başlıyor inşallah. Şu anda da çalışıyor ancak bir iki rötuş gerekiyor.
Garaj - Aydıncan: Nasıl bir üretim tesisinden bahsediyoruz?
Cem Köksal: Bildiğim kadarıyla dünyada da eşi benzeri yok. Bu yetkinlikte bir fabrika yok. Medikal, savunma, araba kıvamında bir fabrika oldu. Ahşaptan metale hammadde olarak giriyor, üst düzey ürün olarak çıkıyor. Örneğin boya makinasını ben tasarladım. 4 pompadan aynı anda boya atan bir makina, Mercedes'te bile yok. Bizim çok hızlı renk değiştirmemiz gerekiyordu. CMYK mantığıyla çalışan dozajlama sistemi geliştirdik. Reçeteyi makinanın bilgisayarında oluşturuyoruz, pompalar %1 hassasiyetle matbaa gibi dozajlama yaparak robotun ağzına rengi verebiliyor. Ayrıca Türkiye'nin ilk UV filtrelemeli yaş + toz boyahanesini kurduk.
Garaj - Aydıncan: Üretim sürecini anlatır mısınız?
Cem Köksal: Önce ahşap bölümümüz var. Tomruk geliyor, mikrodalga fırında ağacı çatlatmadan içten ısıtıyoruz. Su dışarı vakumlanıyor ve bu işlemi 2 günde bitiriyoruz. Sonra ebatlama, presleme - yandan üstten alttan presleyen özel bir cihazımız var - yapışma, book match derken gitar üst kapak ham hali ortaya çıkıyor. Ardından 5 eksenli CNC'de tüm form ve delikler açılıyor, robot zımpara ve boya otomasyonuna geçiyor.
Metal bölümünde titanyum çubuklar geliyor, iki ayrı CNC makinemiz var. Tremolo parçaları, bütün yuvarlak parçalar ve prizmatik parçalar burada şekilleniyor. İnce işleme için lazer kesim ve su jeti kullanıyoruz. Bir de elektronik montaj bölümümüz var, tüm elektronik işler orada yapılıyor.
Garaj - Aydıncan: Müthiş detaylı ve teknik bir üretim sisteminden bahsediyoruz.
Cem Köksal: Piyasada hala 40'lar 50'lerdeki gitarları satıyorlar. Aynı gitar yani hiçbir değişen yok. O dönemki arabaya binmiyoruz, bir sebebi var. O zamanki üretim teknikleriyle üretiyorlar hala, neredeyse. Ben öyle düşünmüyorum. Bizim gitarın stabilitesi, titanyum omurgası örneğin tek başına, başka gitar firmalarının, işçilik fretler şu bu dahil sap maliyetinden daha fazla. Sadece bu parçanın işlenmesi çok büyük maliyet. Ama bu neyi sağlıyor? Stabilite. Ömür boyu garantili gitarlar. Sapın yamuldu mu ömür boyu bedava değiştiriyoruz.
Garaj - Aydıncan: Shark Guitars'ı gelecekte nerede görmek istersin?
Cem Köksal: Dünyanın saygı duyulan, emek harcanmış premium bir gitar markası olarak bilinmesini isterim. İkon olmak isterim. Bununla çok iyi eserler çalınsın, sahnede görünsün, koleksiyonerler alsın istiyorum. Hiçbir zaman mass market ürünü olmayacak ve bir fiyat savaşına girmeyecek. Alan alsın en kötü salonun köşesine koysun. Müzik aleti değil enstrüman. Enstrüman, koleksiyon parçası, hatta bir dekor objesi, evin bir parçası da olabilir.
Garaj - Aydıncan: 'Bu dünyanın en iyi gitarı' diyebilir miyiz?
Cem Köksal: Aslında iyi gitar kişiye göre değişebilen bir kavram. Biri der ki 'bana göre en iyi gitar Fender Strat, çünkü David Gilmour kullanıyor.' Onun kriteri o olur ‘en iyi guitar' için. Doğrudur da. Ancak ben yetenek anlamında -gerçeklerin taş gibi ağırlığı vardır ya- bu gitar diğerlerinden mekanik, elektronik anlamda daha üstün bir cihaz diyebilirim. Ama bu en iyi olduğu anlamına gelmiyor. Ben sadece “şurası da şöyle olsaymış” denmeyecek bir gitar yapmaya çalıştım.
Garaj - Aydıncan: Peki nasıl tanımlıyorsun Shark Guitars'ı?
Cem Köksal: Guitar version 2.0 dedik. Bugüne kadar bütün gitarların hepsi aynıydı, biz şimdi versiyon ikiyi yaptık. Bizim şimdi sıradaki mücadelemiz, bu kadar çok özelliği müşteriye sade ve basit bir şekilde anlatmak. Bu özelliklerin bazılarına belki hiç dokunmayacaksın müşteri olarak. Mesela şu sapa hayat boyu dokunmayacaksın ama çok ciddi bir özellik. Bu senin sustaininden tut, aynı gün Alaska'ya gidip Bodrum'a gelmeni ve gitarı hiç bozulmadan çalmanı sağlıyor. Esasında bir Ferrari aldığın zaman onun her şeyini biliyor musun? İçindeki aerodinamiğini, emiciyi filan biliyor musun? Bilmiyorsun. Bizde de aynı mantık var.
Garaj - Aydıncan: Sırada ne var?
Cem Köksal: Sırada yeni fuarlar ve artık üretip satmak var. Satmaya hazır olduğuna emin olduğum zaman satışa başlayacağız.
Garaj - Aydıncan: Başarılar Shark Guitars ve Cem Köksal!
Shark Guitars'a aşağıdaki bu linklerden ulaşabilirsiniz: @sharkguitars ve sharkguitars.com
Söyleşinin tamamını okuyunca, Cem Köksal'ın hayalini kurduğu gitarı yapmak için çıktığı yolculukta, klasik bir startup hikayesinin çok ötesine geçtiğini görüyoruz. Bir garajda başlayan üretim serüveni, bugün dünya standartlarında bir fabrikaya ve benzersiz bir ürüne dönüşmüş durumda. Köksal'ın vizyonu ve tutkusu, Türkiye'den çıkacak global bir marka yaratma potansiyelini ortaya koyuyor. Belki de yakın gelecekte, dünya çapında gitaristlerin "Bir Shark'ım var" diye gururla bahsedeceği günler bizi bekliyor.